İşe İade Davası Sonuçları


İş Mahkemeleri tarafından, yapılacak olan incelemeler neticesinde; esas yönünden işçinin haklı olduğu tespit edilirse davanın kabulüne ya da işçinin iddialarının yersiz yani haksız olduğuna karar verilirse davanın reddine karar verilecektir. Ayrıca belirtmek isteriz ki; usule ilişkin eksiklik olması halinde de mahkeme davanın usulden reddine karar verebilecektir. Aşağıda kısaca izah edilecektir.

Davanın Reddi

Davanın incelemesi usul ve esas yönünden iki farklı açıdan incelenmektedir. Usul, esastan önce gelir ilkesi gereğince öncelikle usule ilişkin inceleme yapılacaktır. Usule ilişkin bir eksikliğin mevcut olması halinde davanın esası incelenmeden usulden davanın reddine karar verilecektir. Usule ilişkin red nedenlerine örnek vermek gerekirse;

  • İşçinin davasını bir aylık hak düşürücü sürede açmamış olması,
  • İşçinin zorunlu arabulucuya başvurmadan dava açmış olması,
  • En az altı aylık kıdem şartını taşımıyor olması,
  • İşyerinde en az otuz işçi çalışmadığının anlaşılması,
  • İşçinin kanunda belirtilen nitelikte işveren vekili olduğunun tespit edilmesi,

gibi nedenler sınırlayıcı olmamak kaydıyla kabaca sayılabilir.

Usule ilişkin şartların eksiksiz olması halinde mahkeme işin esasına girecektir. İş sözleşmesinin geçerli bir nedene dayanarak feshedildiğinin tespit edilmesi halinde davanın reddine karar verilecektir. Bu doğrultuda işçinin işe iade talebi reddedilecektir. Davanın reddi halinde işveren yalnızca geçerli feshin sonuçlarından sorumlu olacaktır. Yani dava süresi boyunca boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklar ile iş güvencesi tazminatından sorumlu olmayacaktır.

Davanın Kabulü

Mahkeme, yapacağı  inceleme neticesinde feshin geçerli nedene dayanmadığı ya da fesihte hiçbir neden gösterilmediğinin tespit edilmesi halinde; davanın kabulüne, feshin geçersizliğinin tespitine ve işçinin işe iadesine karar verilecektir.

Bu kararla birlikte, işçi otomatik olarak işe dönmüş sayılmamaktadır. İşçinin işverene başvurması gerekmektedir. Yine aynı şekilde işverenin de usulüne uygun olarak işçiyi işe davet etmesi gerekmektedir.

-İşçinin Başvurusu-

İşçi, işe iade davasını kazanması hatta bu kararın kesinleşmesi halinde doğrudan işe iade edilmiş sayılmaz. İşverene hak düşürücü süreler içerisinde başvurması gerekmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu m. 21/6 uyarınca işçi, kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işçinin, işverene başvuruda bulunması gerekmektedir. Buradaki süre, hak düşürücü niteliktedir. İşçi belirlenen süre içerisinde samimi bir şekilde işverene başvuruda bulunmaz ise işverence yapılmış olan fesih geçerli bir feshin hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu doğrultuda işçi, işe başlatmama tazminatını ve boşta geçen sürelere ilişkin ücretini talep edemeyecektir. Başvurunun yazılı olarak yapılma zorunluluğu olmamakla birlikte ispat açısından noter aracılığıyla ya da iadeli taahhütlü mektup yoluyla yapılmasında fayda olduğunu belirtmek isteriz.

İşçinin başvuru üzerine işveren, işçiyi işe başlatabilir ya da işe başlatmaz. Her iki durumunda özelinde farklı birtakım sonuçlar doğurmaktadır.

-İşverenin İşçiyi İşe Başlatması-

İş Kanunun 21. Maddesi uyarınca, feshin geçersizliğine kara verildiği taktirde işveren işçiyi bir ay içerisinde samimi bir şekilde işe başlatmak zorundadır. İşveren için tayin edilen süre işçinin işverene işçinin başvuru yapmış olduğu tarihi takip eden günden itibaren işlemeye başlayacaktır. Tıpkı işçinin başvurusunda olduğu gibi işe davetin yazılı olarak yapılma zorunluluğu olmamakla birlikte ispat açısından noter aracılığıyla ya da iadeli taahhütlü mektup yoluyla yapılmasında fayda olduğunu belirtmek isteriz.

İşverenin davetine rağmen işçinin işe başlamaması halinde Yargıtay İçtihatları doğrultusunda, işçinin başvurusu işe iade davası kapsamında geçerli bir başvurunun sonuçlarını doğurmayacaktır. Bu doğrultuda işverenin işe başlatmama tazminatı bulunmamakla birlikte en fazla dört aylık boşta geçen süre ücretini ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. İşe iade davası tespit davası niteliğinde olduğu için işçi, boşta geçen ücret alacağına kavuşmak için ya icra takibi yapmalıdır ya da alacak davası açmalıdır.

-İşverenin İşçiyi İşe Başlatmaması-

İşveren kanundan doğan sonuçlara katlanmak kaydıyla işçiyi işe başlatmayabilir. İşçinin başvurusu üzerine işçinin işe başlatılmaması halinde işçiye, işe başlatmama tazminatı ve dört ayı geçmemek üzere boşta geçen ücretin ödenmesi gerekmektedir.